Çalışmaktan yoruldum… Günümüzde çalışanların en sık kurduğu cümlelerin başında galiba bu geliyor. Peki neden? Çünkü birçok insan, çalıştığı kurum özelinde kendini değerli hissetmek istiyor. Bu ihtiyaç karşılanmadığında ise mental olarak tükeniyor. Dolayısıyla da aslında “çalışmaktan yoruldum” deyip farkında olmadan kendini sabote etmeye başlıyor.
Çalışmak mı Yordu, Mentalite mi?
Aslında “çalışmaktan yoruldum” diyen insanlar, çalışmaktan değil; yoğun mental yüklerle başa çıkmaya çalışmaktan yoruluyor. Bazen insan ilişkileri, bazen yoğun tempo, bazen de kendini önemsemeden çalışmaya devam etmek insanları yıpratıyor. İş yerinde wellbeing kavramı işte bu yüzden hayati bir öneme sahip.
Mental sağlık, hayatımızda o kadar büyük bir yer tutar ki bunu tek bir kelime grubu açıklamaya yeter: hayat kalitesi. Çalışanlar için de durum tam olarak budur. İstedikleri şey çalışmamak ya da yorulmuş şekilde çalışmaya devam etmek değil; yaşam kalitelerinin yüksek olduğunu hissetmektir. Ve elbette bunun tek belirleyicisi para değildir.
Mental İyi Oluş Nasıl Güçlendirilir?
İyi oluşu güçlendirmek, “çalışmaktan yoruldum” ifadesini hayatınızdan büyük ölçüde azaltmanızı sağlayacaktır.
Mental iyi oluşu güçlendirmek, “çalışmaktan yoruldum” ifadesini hayatınızdan büyük ölçüde azaltmanızı sağlar. Çünkü insanın yükünü azaltan şey yalnızca iş miktarı değil; o işi nasıl, hangi duyguyla ve hangi ortamda yaptığıdır.
1. Psikolojik güven ortamı oluşturmak
Çalışanların fikirlerini ifade ederken yargılanmadığı, hata yapmaktan korkmadığı bir ortam, mental yükü ciddi ölçüde azaltır. Güvende hissetmeyen insan sürekli tetikte olur ve bu da zihinsel yorgunluğu artırır.
2. Anlam duygusunu güçlendirmek
İnsan yalnızca görev yapmak istemez, yaptığı işin bir anlamı olmasını ister. Yaptığı katkının değer gördüğünü hissetmek, çalışmayı bir yük olmaktan çıkarıp anlamlı bir sürece dönüştürür.
3. Duygusal yükü fark etmek
Her yorgunluk fiziksel değildir. Görünmeyen yükler; beklentiler, baskılar, iletişim sorunları ve belirsizliklerdir. Kurumların yalnızca performansı değil, çalışanların duygusal yükünü de fark etmesi gerekir.
4. Sağlıklı sınırlar oluşturmak
Sürekli erişilebilir olmak, sürekli üretmek zorunda hissetmek ve dinlenme alanı bırakmamak tükenmişliği besler. İş–özel hayat sınırlarının netleşmesi mental dayanıklılığı artırır.
5. Wellbeing kültürünü sistem haline getirmek
Wellbeing yalnızca yoga saatleri ya da motivasyon konuşmaları değildir. Bu bir kurum kültürüdür. İletişim dili, yönetim tarzı, liderlik anlayışı ve çalışma modeli bunun parçasıdır.
Kln. Psk. Barış Özkoparanoğlu




