İşte Ertelemek Nasıl Geçer? İş Hayatında Ertelemeyi Yen

İş yerinde yapılması gereken bir görevi sürekli sonraya bırakmak çoğu kişinin zaman zaman yaşadığı bir durumdur. Sabah “öğleden sonra başlarım”, öğleden sonra ise “yarın daha verimli olurum” düşüncesiyle ertelenen işler zamanla birikmeye başlayabilir. Bu durum yalnızca iş performansını değil, kişinin stres seviyesini, motivasyonunu ve genel wellbeing halini de etkileyebilir.

İşte ertelemek, çoğu zaman düşünüldüğü gibi sadece tembellikten kaynaklanmaz. Bazen yoğunluk, mükemmeliyetçilik, başarısızlık korkusu veya zihinsel yorgunluk çalışanların bir işe başlamasını zorlaştırabilir. Bu nedenle erteleme davranışını değiştirmek için önce altında yatan nedenleri anlamak gerekir.

İşte Ertelemek Neden Bu Kadar Yaygın?

Modern çalışma hayatı sürekli dikkat dağıtıcı unsurlarla dolu. E-postalar, toplantılar, mesajlar ve aynı anda tamamlanması beklenen görevler zihinsel yükü artırabiliyor. Kişi bir işe nereden başlayacağını bilemediğinde ise beyin genellikle daha kolay ve daha az enerji gerektiren işlere yöneliyor.

Örneğin önemli bir raporu hazırlamak yerine e-postaları kontrol etmek, masa düzenlemek veya küçük görevlerle ilgilenmek daha kolay gelebilir. Gün sonunda kişi sürekli meşgul olduğunu düşünse bile aslında öncelikli işi hâlâ tamamlamamış olabilir.

İşte ertelemek bu noktada bir zaman yönetimi probleminden çok, bazen duygu yönetimi problemi olarak da değerlendirilebilir. Çünkü kişi zor, belirsiz veya kaygı yaratan bir görevle karşılaştığında o görevin yarattığı rahatsızlık hissinden uzaklaşmak isteyebilir.

Ertelemenin Çalışan Wellbeing’i Üzerindeki Etkisi

Sürekli ertelenen işler kısa vadede rahatlama sağlayabilir. Kişi o an zorlayıcı görevden uzaklaşarak kendini daha iyi hisseder. Ancak bu rahatlama genellikle geçicidir.

İşler biriktikçe zaman baskısı artar. Zaman baskısı arttıkça stres yükselir ve kişi kendisini daha yetersiz veya başarısız hissetmeye başlayabilir. Böylece bir kısır döngü oluşur:

Erteleme, stres yaratır. Stres, işe başlamayı daha da zorlaştırır. İşe başlamak zorlaştıkça kişi yeniden ertelemeye yönelir.

Bu döngü uzun süre devam ettiğinde çalışanların iş yaşamındaki wellbeing düzeyi de olumsuz etkilenebilir. Sürekli yetişmesi gereken işler, bitmeyen görev listeleri ve kendine yönelik eleştiriler zihinsel yorgunluğu artırabilir.

Bu nedenle iş yerinde wellbeing yaklaşımı yalnızca çalışanların mutlu hissetmesine değil, sürdürülebilir ve sağlıklı çalışma alışkanlıkları geliştirmesine de odaklanmalıdır.

Büyük İşleri Küçük Adımlara Bölün

Ertelemenin en yaygın nedenlerinden biri görevin gözümüzde büyümesidir. “Bu projeyi bitirmem gerekiyor” düşüncesi oldukça büyük ve belirsiz bir hedef olabilir. Beyin nereden başlayacağını bilemediğinde ise işe başlamayı tamamen erteleyebilir.

Bunun yerine görevi daha küçük ve net parçalara ayırmak işe başlamayı kolaylaştırabilir.

Örneğin:

“Sunumu hazırlamalıyım” demek yerine, “İlk 10 dakika sunumun başlıklarını belirleyeceğim” şeklinde düşünmek daha ulaşılabilir bir başlangıç yaratır.

Buradaki amaç bütün işi bir anda tamamlamak değildir. Sadece işe başlamayı kolaylaştırmaktır. Çünkü çoğu zaman en zor aşama çalışmaya devam etmek değil, ilk adımı atmaktır.

Mükemmeliyetçilik Ertelemeyi Besleyebilir

İşte ertelemek bazen yüksek standartlarla da ilişkilidir. Bir işi kusursuz yapmak isteyen kişi, ortaya yeterince iyi bir sonuç çıkaramayacağı endişesiyle işe başlamayı geciktirebilir.

“Mükemmel yapamayacaksam başlamanın ne anlamı var?” düşüncesi, erteleme davranışının arkasındaki görünmeyen nedenlerden biri olabilir.

Oysa iş hayatında her görevin kusursuz olması gerekmez. Bazı işler üzerinde uzun süre düşünmek gerekirken bazı görevlerin “yeterince iyi” şekilde tamamlanması daha sağlıklı olabilir.

Çalışan wellbeing’i açısından da kişinin kendisine karşı daha gerçekçi beklentiler geliştirmesi önemlidir. Sürekli kusursuz olmaya çalışmak hem zihinsel enerjiyi tüketebilir hem de işe başlamayı zorlaştırabilir.

Enerjinizi ve Dikkatinizi Tanıyın

Herkes günün her saatinde aynı düzeyde verimli çalışmaz. Bazı insanlar sabah saatlerinde daha kolay odaklanırken bazıları öğleden sonra daha üretken olabilir.

Bu nedenle önemli ve zihinsel olarak zorlayıcı işleri, enerjinizin yüksek olduğu zamanlara planlamak faydalı olabilir.

Kendinizi en yorgun olduğunuz saatte zor bir işe başlamak için zorlamak yerine, o saatleri daha rutin görevler için değerlendirebilirsiniz.

Wellbeing odaklı bir çalışma düzeni, çalışanların yalnızca daha fazla çalışmasını değil, kendi enerji döngülerini tanıyarak daha sürdürülebilir şekilde çalışmasını destekler.

Dikkat Dağıtıcı Unsurları Azaltın

Bazen işte ertelemek için büyük bir neden gerekmez. Telefon bildirimleri, sürekli gelen mesajlar veya açık duran onlarca sekme dikkatin kolayca dağılmasına neden olabilir.

Bir işe başlamadan önce çalışma ortamını mümkün olduğunca sadeleştirmek faydalı olabilir. Telefonu uzaklaştırmak, gereksiz bildirimleri kapatmak veya belirli bir süre boyunca yalnızca tek bir göreve odaklanmak işe başlamayı kolaylaştırabilir.

Özellikle sürekli dijital uyaranlara maruz kalan çalışanlar için dikkat yönetimi, günümüz iş hayatının önemli wellbeing becerilerinden biri haline gelmiştir.

Kendinizi Sürekli Suçlamayın

Erteleme davranışı yaşayan birçok kişi kendisine karşı oldukça sert olabilir. “Neden hâlâ başlamadım?”, “Ben çok disiplinsizim” veya “Herkes yapıyor, ben yapamıyorum” gibi düşünceler kişinin motivasyonunu daha da düşürebilir.

Ancak kendini eleştirmek her zaman harekete geçirmeyebilir. Tam tersine, suçluluk ve yetersizlik hissi kişinin görevden daha fazla uzaklaşmasına neden olabilir.

Bunun yerine erteleme davranışına daha meraklı bir şekilde yaklaşmak önemlidir.

“Bu işi neden erteliyorum?”

“Bu görev bende hangi duyguyu yaratıyor?”

“Başlamamı zorlaştıran şey ne?”

Bu sorular, davranışın arkasındaki nedeni anlamaya yardımcı olabilir. Bazen çözüm daha fazla disiplin değil, daha net bir plan, daha az iş yükü veya kısa bir mola olabilir.

Mola Vermek de Çalışmanın Bir Parçasıdır

Sürekli çalışmak verimliliğin her zaman arttığı anlamına gelmez. Zihinsel olarak yorulan bir kişinin dikkatini toplaması ve karar vermesi zorlaşabilir.

Bu nedenle düzenli molalar wellbeing açısından önemli bir yere sahiptir. Kısa bir yürüyüş yapmak, ekrandan uzaklaşmak veya birkaç dakika boyunca hiçbir işle ilgilenmemek zihnin yeniden toparlanmasına yardımcı olabilir.

Ancak burada önemli olan, molanın ertelemenin başka bir biçimine dönüşmemesidir. Mola vermek ile görevden sürekli kaçmak arasında fark vardır.

Sağlıklı bir çalışma düzeninde dinlenme de planın bir parçasıdır.

İşte Ertelemek İçin Küçük Bir Başlangıç Kuralı Belirleyin

Ertelemeyi azaltmak için uygulanabilecek en etkili yöntemlerden biri işe başlama eşiğini düşürmektir. Kendinize “Bu işi bugün tamamen bitireceğim” demek yerine, sadece kısa bir süre başlamayı hedefleyebilirsiniz.

Örneğin 10 dakika boyunca yalnızca o işle ilgilenmeye karar verebilirsiniz.

Çoğu zaman kişi işe başladıktan sonra devam etmek başlangıçtan daha kolay hale gelir. Eğer devam etmek istemezseniz bile en azından görevin küçük bir kısmını tamamlamış olursunuz.

Bu yaklaşım, özellikle büyük ve göz korkutucu görevler karşısında işe başlamayı kolaylaştırabilir.

İş Yerinde Wellbeing ve Sürdürülebilir Çalışma Alışkanlıkları

İşte ertelemek sadece bireysel bir problem olarak görülmemelidir. Çalışma ortamı, kurum kültürü ve iş yükü de erteleme davranışını etkileyebilir.

Belirsiz görev tanımları, sürekli değişen öncelikler, gerçekçi olmayan teslim tarihleri ve yoğun iş yükü çalışanların zihinsel olarak zorlanmasına neden olabilir.

Bu nedenle kurumların wellbeing yaklaşımında çalışanlardan yalnızca daha verimli olmalarını beklemek yeterli değildir. Çalışanların odaklanabileceği, dinlenebileceği ve iş yükünü daha sağlıklı yönetebileceği bir çalışma kültürü oluşturmak da önemlidir.

Sağlıklı bir çalışma ortamı, insanların sürekli maksimum performans göstermesini bekleyen bir yer değil; performans ile insan ihtiyaçları arasında denge kurabilen bir ortamdır.

Sonuç: Ertelemeyi Yenmek Kendinizi Daha Fazla Zorlamak Değildir

İşte ertelemek çoğu zaman irade eksikliğinden çok daha karmaşık bir durumdur. Zihinsel yorgunluk, kaygı, mükemmeliyetçilik, belirsizlik veya yoğun iş yükü bu davranışın arkasında olabilir.

Bu nedenle çözüm her zaman kendinizi daha fazla zorlamak değildir. Bazen yapılması gereken, işi küçültmek, öncelikleri netleştirmek, mola vermek veya kendinize daha gerçekçi hedefler koymaktır.

Wellbeing odaklı bir bakış açısı, çalışma hayatında yalnızca daha üretken olmayı değil, bunu yaparken zihinsel ve duygusal sağlığı korumayı da önemser. Erteleme davranışını değiştirmek de tam olarak burada başlar: Kendinizi suçlamak yerine neden zorlandığınızı anlamak ve küçük ama sürdürülebilir adımlarla harekete geçmek.

Diğer Blog Yazılarımız

Uyku Hijyeni ve İş Hayatına Etkisi

Gün içinde kendinizi yorgun, dikkatinizi toplamakta zorlanırken veya normalden daha tahammülsüz hissediyorsanız, bunun nedeni yalnızca yoğun iş temposu olmayabilir. Gece boyunca nasıl uyuduğunuz da iş

Bize Yazın