Çalışanlar İçin Duygu Yönetimi.. Son zamanlarda birçok şirket “çalışanlar duygularını nasıl yönetilir” diye sorgulama sürecinde girdi. Çünkü uh sağlığı, özellikle pandemi sonrasında iş yerlerinde en çok ihtiyaç duyulan konulardan biri haline geldi. İşteyken kendinizi gergin, huzursuz, bunalmış veya sıkılmış hissediyor oluruz. Bu kontrol edilemeyen duygular üzerine, sizlere aşağıdaki yazıyı bırakıyorum.
İş yaşantısı birçok çalışan için gittikçe daha da zorlu bir hale geliyor. Bu zorlu hal karşısında da ev ve iş arasındaki çizgi elbette daha da bulanıklaşıyor. Çünkü iş yerindeki gerginlikler maalesef özel hayata da etki ediyor. Dolayısıyla birçok çalışan gün geçtikçe de kendilerini “çok bunaldım” derken buluyor. Elbette işverenler de bu durumu gözlemliyor ve çalışanları için duygularını nasıl yönetebilir sorusu için bir çözüm arıyorlar.
İş yerlerinde yapılacak işler listesi uzadıkça uzar. İşin yapılması gereken tarihler de daha dar bir alana sıkışıyor. Bundan dolayı işyeri kültürü çalışanlar için olumsuz bir alan haline gelebiliyor. Hatta meslektaşlar arasındaki ilişkiler, bireylerin gergin olmalarından dolayı da negatif bir seyirde ilerleyebiliyor.
Peki Ne Yapabilirim?
1-Duyglarını yönetebilir kılmak için ilk önce “kabul ederek” başlayın
Kaygılı, stresli, sıkışık hissetmek bir çalışan için oldukça doğal ve anlaşılan bir duygu. Bu duygular sonucunda çalışanın kendini yargılaması ve sorunun kendisinden kaynaklandığını düşünmesi de oldukça doğal elbette. Bu duyguların normal ve anlaşılır olması, işlevsel olduğu anlamına gelmez elbette. Özellikle de uzun vadede sizin ruh sağlığınızı zedeliyorsa.
Tüm bunlar çerçevesinde kendinize şefkatli şekilde yaklaşın. Çünkü duygularınızı kabul etmeniz, başlamak için iyi bir adım olur. Bir sonraki adım ise yaşadığımız duygunun farkına varmak ve bu duygulara ara vermek. Sinirli veya gergin bir insan, bu duygularının geçmesi için 20 dakikaya ihtiyaç duyar. Bu sebeple herhangi bir davranış göstermeden önce kendinize zaman ayırmanız oldukça önemlidir.
Öncelikle duygularımızı kabul etmekle ve kendimize zaman ayırmakla, duygularımız üzerinde daha iyi bir hakimiyet kurabiliriz. Fakat uzun vadede bu öfkemize yanıt vermediğimizde bu duygular karşısında güçsüz kalabiliriz. Çünkü yanıt verilemeyen duygular, bizim için bir dağı oluşturur. Eskisinden daha güçlü ve yıkıcı bir duygu seline maruz kalabiliriz.
2-Yaşanılan Duyguların Çıkış Noktasını Ele Alın
Öfke, kaygı, stres oldukça güçlü duygulardır. Bu duyguları bir volkan gibi düşünün. Bu volkanı bastırsanız da alttan ısınmaya devam eder ve sızmak için kendisine bir alan arar. Dolayısıyla yapılması gerek sonraki adım, sorunun kaynağını çözmektir. Ancak bu şekilde volkanın taşmasını engelleyebilirsiniz.
Duyguları belirleyen şey genellikle düşüncelerdir. Düşüncelere sorular yoluyla ulaşmak, odaklanın en iyi yoludur. Diyelim ilk 20 dakika kuralını atlattınız. O halde kendinize “Neden bu kadar stres içerisindeyim, öfkemi veya kaygımı tetikleyen şey ne oldu ne nasıl hissettirdi” gibi sorular sorabilirsiniz. Bu da çalışanlar için duygularını yönetebilir durumunu işlevsel kılan bir aralık sağlar.
Akabinde, fiziksel bütünlüğünüz farkındalığınız açısından en önemli gücünüzdür. Farkındalık düzeyiniz ne kadar yüksek olursa o oranda duygularınızı ve düşüncelerinizi açığa çıkartabilirsiniz. Dolayısıyla vücudunuzu hareket ettirmek, sizin “an” ile temasınızı artırarak farkındalık seviyenizi yükseltmenize de yardımcı olur. Mindoor App aracılığıyla sıklıkla günlük meditasyonlar yapın. Bu sayede farkındalık düzeyi kolayca artırılır. Bilinçli farkındalık için öz rutin oluşturur.
Yazar: Psk. Barış Özkoparanoğlu




