Kariyer ve Konfor Alanı.. Birçok insan profesyonel hayatında fazlaca meşgul bir durumda. Bu sebeple haftalık rutinlerini devam ettirirken programlarının dışında bir farklılık bazen korkutucu olabiliyor. Çünkü bu durum büyümeyi ve kendimizi zorlamayı da beraberinde getiriyor.
Konfor alanımız ise tam da istediğimiz gibi; güvenli, endişesiz, sınırlı sayıda davranışla sürdürülebilir ve çok daha az riskli.
Peki konfor alanında yaşamak ve çalışmaya devam etmek, bize kendimizi geliştirebilmek ve büyüyebilmek adına yeterli bir teşvik sunuyor mu? Çünkü yeterince güvende hissettiğimiz bir yerde daha yüksek ve farklı bir performans sergilememize gerek yoktur. Öte yandan bu güvenli alanın içerisinde kalmak büyüyememeyi de beraberinde getirir ve ilerlememize balta vurur.
Konfor Alanınızdan Çıkın
Konfor alanını terk etmeyi Eleanor Roosevelt şu şekilde teşvik ediyor; her gün sizi korkutan bir şey yapın.
Elbette bu durum gereksiz riskleri almak demek değildir. Aksine mantıklı aksiyonlarla alınan risklerle bilinçli bir çabanın ortaya konması profesyonel bir başarıyı doğurur.
Zor olandan ilham alın. Kolay olan her zaman cezbedicidir elbette. Fakat aynı konuda bir fark yaratma noktasına çok da temas ettiği söylenemez. Bu sebeple zorlu görevler her zaman bizi daha iyisini yapmaya teşvik eden itici bir güçtür.
Sosyal çevrenizi genişletin. Farklı meslek gruplarından ve sosyal çevrelerden insanlarla fazlaca vakit geçirmeye çalışın. Çünkü aynı alandan insanlar, sizlerle benzer özelliklere sahip olacaktır. Bu da alanınızın genişlememesine sebep olacaktır. Ayrıca aynı problem çözme becerilerine sahip insanlar, bir olaya veya soruna aynı gözle bakarlar. Farklı bakış açıları ise yeni çözüm üretme becerilerini de beraberinde getirir.
Sürekli meraklı olun. Çocukluğumuzda hepimiz son derece meraklıyızdır. Bu merak duygusuyla birçok şeyi deneyimleyip öğreniriz. Elbette günden güne de bilgi ve deneyimlerimizin artmasıyla merak duygumuz da azalır. Bu noktada keşif sürecimiz de durağanlaşır. Oyna merak duygusu güçlü bir araçtır. Leonardo da Vinci, Albert Einstein ve Paul Smith de aslında benzer bir özelliği taşıyor; merak.
Deneyimleyin. Bilmediğimiz bir şeye yönlenmek, bizim için her zaman zordur çünkü bir bilinmezlik halinizi beraberinde getirir. Bu bilinmezlik ise bizde kaygı uyandırır. Bu duruma farklı şekilde bakarsak, kaygılarımıza yön vermek ve yeni şeyler deneyimlemek, hakimiyet alanımızın artmasına da yardımcı olur. Bu sebeple yeni görevler üstlenirken kendimize güveni de beraberinde getirir.
Dolayısıyla kariyerinizi ve yaşamınızı geliştirmek konusunda kaygı duyuyorsanız meraklı bir çocuk gibi konfor alanınızı terk edip sınırlarınızı genişletin. Alışılmadık insanlarla bağlantılar kurun. Gerçek potansiyelinizi ve kendinizi keşfetmek için bulunduğunuz yerden çıkmalısınız.
Yazar: Psk. Barış Özkoparanoğlu




